İçim sıcak, bahar, meltemli geceler
İçim açık, müzik, çocuksu gülüşler
Yansıyor şavkım muntazam tırnaklarına
Bir düşü hatırlıyorum yıllar evvelden
Hızır baba, marteniçka, orada mısın hâlâ?
Bana sevgiden geçen yolu göster.
İçim sıcak, bahar, meltemli geceler
İçim açık, müzik, çocuksu gülüşler
Yansıyor şavkım muntazam tırnaklarına
Bir düşü hatırlıyorum yıllar evvelden
Hızır baba, marteniçka, orada mısın hâlâ?
Bana sevgiden geçen yolu göster.
There comes a quiet hour in life
When something essential slips away
Not love, not work, not shelter
But courage
The courage to become otherwise
To behold a more luminous horizon
To hope without self-mockery
Cesaret-i mefkûre
A devotion to what does not yet exist
Now we live decently
In decent homes we have made
In decent countries we have chosen
Walking roads once imagined
To lead us somewhere
Beyond the modest virtue of
Mere decency
We call it huzur
We say, hamdolsun
And yet a young voice persists
It does not visit in dreams
It withholds sleep
It murmurs
Eсть другой путь
It insists that life might have
Unfolded иначе
Had we dared to draft
Its unruly architecture
But we did not
Может быть, мы боялись
What would elalem say
God forbid
If we had persisted in
A peculiar form of courage
If we had chosen istikamet over approval
Hakikat over harmony
There are lives we did not illuminate
Possibilities we left in shadow
For the sake of being legible
Now I inhabit
More than two languages
I enlist artificial intelligence
To refine my lines
And still, it feels nearly impossible
To engineer genuine communication
Between the mind of an expatriate
And that of the ordinary local
I say, я здесь
But belonging does not answer
I say, мы понимаем?
Silence corrects me
Exile, I have come to suspect
Is not a matter of geography
But of syntax
A fracture between what is felt
And what can be spoken
Perhaps asıl cesaret
Is not the audacity to depart
Nor the discipline to remain
But the capacity to endure
This untranslatable space
And still say, quietly
я живу
Bozkırın ürpertici sıcakları
Unutulmuş -daşlıkların gölgesinde
Bir nefeslik unutuşları ansıyor
Bense yaş bir yengi arıyorum
İki yolun varmış falında kesişen
Öyle niyet taşlarıyla da değil pek
Katledilmiş kedi ruhlarına eşlikçi
Oysa şimdi canım hiç istemiyor
Jolene, Jolene, Jolene, Jolene
Please don't take my love
Just because you can.
Yanlış olduğunu bile bile
Çoğu zaman sırf yanlış diye
Durdurulamayan biçimde
Aldığımız kararlar var.
Bir canlı türü bundan beslenir.
Kendisini tam ve özel
Bir sevgiye layık görmemekten
Yahut o sevgiye karşılık
Veremeyeceğini bilmekten.
Kenarda durur, kıyıda
Hiçbir şeyin ve kimsenin
Esas kişisi olmaya niyetsiz
Bir köşede rızkını bekler.
Aramaz, aramak doğasına aykırı
Bekler ki çaresizce en ufak bir
İlgiye muhtaç durumda kendine
Birkaç boy büyük biri çıkagelsin.
Kommensalizm diyorlar buna
Büyük pişmanlıkla eşlik bulur
Zayıf anında tuzağa düşüveren
Canım yalnız kadınlarda.
Küçük kızları kurtla değil
Bu artık bekleyen çakallarla
Korkutmak lazım belki de
Vakit varken.
Uyusana düşüncem.
Bütün güzel havaların bütün anıları,
uyusana.
Uçakla, trenle, vapurla gidilen
kısa boylu kasabalar;
baş eğmeden yan basmaktan eriyen
patika yemenileri;
ömrümün fon müziği olan,
ötekini bulmuş şarkılar;
yolda tanışılan
ve yolda unutulan
yabancı dostlar,
gecelere seslenen iyi huylu ev cinleri,
gündüzleri bekleyen merak kedileri,
bir zaman sevilmiş olmanın utanmaz kibri,
layığınca tutulmadık sevda sözleri,
ilk oyun arkadaşımın kaybı,
erken yaşlanan kız çocukları,
yüksek iq testleri;
ortada sıçan, yerden yüksek
ve Türkiye dereceleri;
uzun işsizlik, çok parasızlık,
seçimli yalnızlık, kurtarılmış bölge;
yükseklik korkusu, düşkünlük arzusu,
bir gün daha dayanma umudu;
unutma becerisi, hatırlama laneti...
Uyutsanıza.