Monday, February 25, 2013

bunu okuma.

eksilmeye aç başlar kadın sevmeye
sevmek eksilmektir onca, zira
eksilmeden sevmeyi bilmez
ondandır erkeğin kimle eksildiği
nasıl eksildiği ve öncesi
tam hâlinin tahayyülü
hep daha fazlası
aklının bir köşesinde durur.

ve kan varken bütün kelimelerin altında
ve çok aşığı var diyorlarken
ve zor kadınken
ve söylese o ben söylememem iken
ve hala haber bekliyorken ondan
(o, kimse artık)
ve ikimiz birden sevinebilirken
ve içimdeki en acı suların bile şimdi bir tadı varken
(bazen acı da tuzlu da olsa)
ve gidemezken buralardan
ve seni tanımayan yokken bu şehirde
ve ve ve ve ve
Saire.

ben sana sözler tuttum içimde
seni bekleyerek
ve daha sakladığım sözlerim varsa
kalsın diyedir bana da bir şeyler
sen gittikten sonra,

sen'ler hep gidersiniz çünkü.

Tuesday, February 12, 2013

tüketim toplumu

inancımı kaybetmeme ramak kalmıştı, sen geldin. aşka inandım yeniden. sana inandım. inandığım bu şeyin gerçekliğini sorguluyorsam hâlâ, inancımda gedik mi açılmıştır nedir?

beni tüketecek bir şey buldum, aşk gibi.

Friday, February 1, 2013

hiç âşık oldun mu?


bu şarkı dönüyo içimde. bi' arayış hâli. buldum sanırken. hiç diilse bişiyden eminken.

doğru ne? bir zara mı bağlı inandığımız bütün doğrular? aklımın bekaretini kaybettim ben. başka öbür diğer her şey önemsizleşiyor..

"tanrının birbirimizi sevmemizi istediğinden eminim" diyor filmdeki papaz. inanmak istiyorum.

çocukluğun kalbinde, anneannemin odasında oturuyorum. onu özlüyorum. çocukluğu. anneannemi. her şeyin alabildiğine basit açık ve anlaşılır olduğu zamanları. boş vaktimin çokluğundan ne yapacağımı şaşırdığım yaramaz öğleden sonraları. ki kaçta yatarsam yatayım sabah çizgi filmi kuşağına uyanırdım.

i must be right.

"belki"siz, "olabilir"siz kesin cevaplarımı özlüyorum. geçmiş ve gelecek kaygısı olmadan ânı yaşamayı.

geçmişi unutabilirim. peki ya gelecekten nasıl kurtulucam?

biz erken büyüdük. aşka âşık, daha ne kadar arayacağız?

- hiç âşık oldun mu?
- hep!