Sunday, December 17, 2017

Friday, November 10, 2017

Hold tight.

Yazamadım. İçimi akıtamadım sözcüklere. Paylaşamadım, paylaşmak bir anlamda sahip çıkmaktır ele güne karşı, anca yüz kazandım yüzüm oldu. Yazamadım, şimdi yazıyorum. Yüzüm oluyor, yüzleşiyorum, yüz göz oluyorum, yüzüyorum kuyruğuna geldim, yüz kapılı salonlarımda bir başıma.

Kötü zamanlar oldu. Yüzümü döktüm epeyce. Biraz şarkı söyledim, şiir okudum, hayat durmadı devam etti, ona katıldım, katılmamak elde değildi, ben de devam ettim. Ben miydim o, benim bir suretim miydi yoksa? Kendime geldim, kendimi getirdim, fakat kendim bir sabit miydi değişken miydi, ajan mıydı yoksa? Bilemedim.

En derin acılar benimdi, en büyük sorunlar bana gelirdi, en karmaşık mutsuzluklarda yanan bendim, en gerçek en çözülmez en "yok", ben. Zordu ve zor olması gerekirdi de zaten, zorlukla mükellef idim, aşk dahi bana çarpınca zoralıverirdi. Oysa hayat nasıl da akıp gidiyor.

Bugün ilk gençlik-tutucu kremimi aldım mağazadan, kadın yaşımı duyunca bunu uzattı. Diğerleri daha ileri yaşlar içinmiş, bir sene önce olsa bunu da kullanmamalıymışım ama şimdi yaşım gelmiş. Yaşım, korunacak yaşlara gelmiş, geri dönüleceklere gelmeme daha biraz varmış. Var mıymış? Garantisini kim vermiş? Yarın hâlâ nefes alacağımızdan emin değilken, yarın hâlâ seveceğimizden ve dahi sevileceğimizden duyduğumuz şüphe... Ah o şüphe, kendi-kendini-besleyen!

Öyle yorgunum ki aşkın koynunda ölebilirim şu anda. 

Saturday, September 23, 2017

Friday, August 18, 2017

Kendiliğinden dengeye gelmeler ve optimal süre

Ooo, fena hâlde iddialı bir başlık! Yok yok yine ahkâm kesmiycem, azıcık içimi dökücem:

Şimdi biz böyle sevdik sevdik sevgimizle besledik ya yanımızda yöremizdeki insanları. Biz aldık zaman ayırdı, biz seçtik mekân eledi, evrene dokunuruz sandık da pek dokunulmaz imiş sonradan bildik ya hani. moving on dedikleri her ne halt ise, onu yapmam lazım galiba. Bir sene devrildi geçti. Bir seneden çok oldu kendi gerçekliğimden kopalı. Artık yeni bir gerçeklik kurmalı. Bak herkes devam ediyor. Sensiz de oluyor. Sen de ol.
Ama biz birbirimizin çok gözyaşını sildik ya çatlak dengim, can özüm, praxis'im, en çok kırdığım, asetad'ım, barışamadığım yarım benim,,
özgürlüğün bedeli bu kadar ağır olmamalı diye bir tek sana döktüğüm gözyaşım acıtır. 
(atarlı giderli postlar dfghj Bİ' BÜYÜYEMEDİM BE)

Wednesday, August 2, 2017

Gecenin serrinden gunduzun nuruna

Sen uzuluyorsun beni uyku tutmuyor
Senin gozlerin doluyor benim icim kuruyor

Boyleyken de
Benim
Eksik olan.


Friday, July 14, 2017

O kadın olmak istedim

O kadın olayım, dedim

Kolaylaştırınız 
Zorlaştırmayınız 

Sorun etmeyen
Sorun olmayan

Sorunmayan sormayan

Yazık.

Monday, June 19, 2017

o zaman onu öyle yapalım

sen bana hayatın gerçeklerini
ben sana düşlerin güzelliğini
ama bitimsizce birbirimize
illa ki illa ki
aşk'ı anımsatalım

gerçekliğini
güzelliğini
bitimsizliğini

bir eşik mekânı vardıysa odur zira.

Tuesday, June 13, 2017

hayır gelsin

bir rüya, bir düş, bir sahne
öğledensonragüneşi vuran bir masada oturmuşum
saçlarım uzun, bir tutamı düşüyor önüme
üflemiyorum

saman kağıdına yeşil mürekkeple
size bir mektup yazıyorum

"bir canlı büyüyor içimde."

Sunday, June 11, 2017

Kâbus

aşka âşık 
sana 
âşık 

sen 



bi'günbiriniaşktandahafenaseveceğimihepbildim
o sen ol 

 


Monday, May 15, 2017

Ben harika bir kadınım.

Beylik laflar söyleyemem 
Genç değiliz o kadar 
Evvelce kurduğum cümleler 
Beni sana getiren yollardan döndü 
Ama daha kurmak istediğim bissürü cümlem var 
İsmiyle müsemma, sıfatsızım 
Bana bir şeyler oluyorsun 
Biliyorsun 

Kutsalım olmasa 
Yanarca tapındığım bir düşe arınmış olmasam 
İnanarak gördüğüme 
Dünya çok güzel bir yermiş gibi bakmasam 
Sanki değersiz mi bu yaptığımız 
Öyle gibi mi olacak sanki 

yok 
gibi mi 

Vallahi, deyil. 

Saturday, May 13, 2017

Bir hadise var.

Bir kadin bard'a bir 'ah' geciren, uzulmus bir kadin. Ama zaten hep uzgun o kadin. Ruyalarda burusulan 'sen yeni bir hikayesin'. Hikayeler ne zaman yitip gider? Mutlulugun hak edilmesi gereken bir sey olduguna dair soru isaretleri, atese korukle gitmek veya sabah tesadufleri uzerine controversial mulahazalar.

Monday, April 17, 2017

biz seninle

biz seninle
yorgun çayırlardan dere ağızlarından
uzaktan el sallayan kulübelere tırmanıp da
bir nefeslik şiirler okumadık ki
birbirimize ve göğe ve geceye

biz seninle
doluya yakalanıp bir bahar akşamı
iliğimize kadar ıslak iliğimize kadar üşümüş
iliğimize kadar aşkla sevişmedik ki
tenha kapı ağızlarında

biz seninle
bu sözcüklerle başlayan şiirleri
dünyevileştirip taz'layıp
ironisinde salıncak kurduğumuz düşler
kurmadık ki hiç

biz seninle
elimize yüzümüze bulaştırmadan
tek ve yalnız bir
aşk
yaşamadık daha.

Thursday, March 23, 2017

İlân-ı Aşk

Hamide "Senin için artık çok geç." dedi. Haklı galiba. Fena hâlde kendimi kaptırdığım, her detayı dost meclislerine meze olmaya müsait ve fakat olsun istemediğim yeni bir hikayenin içine düştüm. Düşmedim, göz göre göre atladım. Sanki ben pek bilirmişim gibi ne yapıp ne ettiğimi, dünyanın en mantıklı adamını da bozdum. Evet, yaptım bunu. Hepsi benim suçum. 

Yok. Değil. Bu sevabın hepsini üstüme sayacak değilim. Kırık kanatlarıma hayran hayran bakanın hiç mi payı yok? Kendine rağmen benimle olmayı seçenin, zaman-mekân yanılsamasını kıranın, düşlerime ortak olanın sesini yok sayamam. Soruları olan bir kadının sade cevaplara değil, sorular sorabileceği birine de ihtiyacı olduğunu unutmuşum. Gel gel diye çağırdığım, geçen Hıdırellez'de kovduğum Aşk, bu bahar geldi galiba. Çünkü acı ekmiştim. Çünkü ne lâzımsa öyle hareket etmiştim. Çünkü ihanet etmemiştim kendime bir an bile. Çünkü kucaklamıştım ki kendimi, geldi. Izdırabına da eyvallah, şükür çok bekletmedi beni.

Geniş şimdiki zaman diye diye resmen baharı getirdik. Yazı da görür müyüz, ne dersiniz beyefendi? 

İyi ki, ah, iyi ki! 

Bizi birbirimize getiren yollarımızdan öpüyorum. 

Saturday, March 18, 2017

naber iyi sen

Selam! Beni özlediniz mi? Beni, hani aklı başında olan, başının nerede olduğu mühim olmayan, hayatla duygusal da olsa bir bağ oluşturmuş, onunla salıncak yapmaya çalışan? Hah, tamam.

Uzunca zaman oldu. Decadence müessesesine sağlam girişim için açık bir tarih vermek mümkün olsa da kontrol edip o tarihi veresim yok, Kabataş semalarında bir Saadet Apartmanının etkisi su götürmez. Sonrasında işe girmiş, okula başlamış ve de âşık olmuş görünmeme aldanmayınız, bütün bunların yükselen düşkünlüğüme bir kılıf uydurmaktan öteye gittiği söylenemez - saf hâli katlanılabilir olmaktan çıkmıştı belli ki. Şimdi, işsiz bir hanım olarak eski fotoğraflara yeniden baktığımda ki çok da değil depresyonumun son başlangıcından (Haziran) alıyorum bu nostaljiyi, fiziksel olarak da gittikçe çirkinleşen, cildi bozulan, gözlerinin feri çöken bir kadın görüyorum orada. Niçin? Hayır, ben hâlâ benim ve hayır, her zamankinden daha kötü değil moralim. Peki öyleyse nedir bu his; inanılmaz boşluk, inanılmaz işlevsizlik, inanılmaz inançsızlık? Çünkü yine unuttum. Alışıldık rolleri reddetmek öyle yordu ki bir tipe sokuverdim yine kendimi oyunculuk temrinlerine sığınıp. Sevilmeyi, hayran olunmayı, alkışı özledim. Anlaşılır tabii bu da anlaşılır, her şeyi anladık bunu mu anlamayacağız, fakat bunu reddetmeden kendini yeniden-oluşturmak da mümkün. Görünürün sisinden sıyrıldığında sarıldığın kucak sıcak değilse neye yarar, değil mi?

Hiç bir şey yapmadım değil, pek çok insanın tatmin olacağı bir yolculuk benimki, yavaş olması da katlanılmaz değil aslına bakarsan. Başka türlü çalışmayı, başka türlü okumayı, başka türlü sevmeyi öğreniyorum: başka türlü yaşamayı. Fakat anlamalısın ki cinlerimi özledim. İçimden yükselip mekânı aydınlatan, ihtiyaç odası misali herkese ne lâzımsa onu veren enerjiyi, evrenle olan dostluğumu ve kuralları her an değişen oyun'u özledim. Kendime güvenmeyi, çünkü hayata güvenmeyi, söylemsel değil edimsel olarak, kötü her şeye eyvallah çekip ağıtlarla veya kahkahalarla karşılamayı özledim. Söylemsel değil edimsel olarak, çünkü acta non verba.

öyleyse yeniden

vira bism..

Sunday, March 12, 2017

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Cakmak tasini cevir. Alev. Karanlikta parlasin. Bi nefes. Tamam. Benden sonra tekrar et:

Olunca cok guzel, olmayinca yok.
Olunca cok guzel, olmayinca yok.
Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Ikna olana kadar, kabul edene kadar, tek ihtimalin bu kalana kadar, etinin ustunde izi kalana kadar devam et.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Gozlerinden okunan tek cumle bu olana kadar soyle. Yaz. Fisilda. Haykir.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Neden guzel deme. Neden yok deme. Inandigin her sey gibi, ask gibi, icinden evrene sundugun tek gercek gibi buna ibadet et.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Uykunun kollarinda huzur bulabilmek icin. Ona hala bir an onceki gibi bakabilmek icin. Iyi gelebilmek icin. Kendini kucaklayip affedip yola devam edebilmek icin.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Zaten oyle degil mi hayat dedigin? Bunu sev. Bunu iste. Bununla YETIN cunku gorup gorecegin bu. Bu yeter. Bunu bulamayanlar var.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Delirme. Yukselme. Alcalma da. Lazimsin sen. Lazimlik. Of. Sacmalama gece gece. Cumleye don, o artik senin cumlen, cumlene don ve orada kal.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Friday, March 10, 2017

"Biz anı olucaz."

Butun o sevgi, dedi, nereye gidiyor? Bittiginde yani, hic olmamis gibi mi oluyor? Bu sozlerin ustunden bir zaman gecti. Baska guzel sozlere eklendi, birikti. Yuklemsiz cumleler bile yetti bir zaman geldi ki. Ve bugun ben, ilgisizken filan, seni hatirladim. Bizi. Keske, dedim, boyle bitmeseydi. Keske gozlerimin ici gulerek anlatabilseydim sana - hayir canini acitmak icin degil - ve sen keske mutlu olsaydin benle. Hicbir keske'si kendinden yana olmayan kadin yaziyor bunlari, evet. Evet keske boyle olmasaydi.

Her baslangicta seni mi hatirlayacagim? Belki. Belki sen'leri. Hep giden sen'leri. Gitmeyenine kadar. Belki o zaman da ben giderim.

...

Yok lan ne gitcem :)

Wednesday, February 1, 2017

Bir sahne:
Rüya gibi, değil
Gerçek gibi, değil
Uzun metrajlı bir filmin
Kimsenin hatırında kalmayan
Bir ara sahnesi.

Bir halı, bir koltuk, bir pencere.
Adam koltukta oturuyor
Kadın halıya uzanmış.
Kitap mı, dergi mi,
Bir şeyler okuyor kadın
Adam sokağa bakıyor.
Düşük omuzlu gri insanlar geçiyor sokaktan
Rengarenk arabalar
Güneş var. Keskin soğukta
Kadın saçlarını karıştırıyor
Adam kaşlarını çatıyor
Üç kedinin mırlamaları var fonda
Bir de göğüs kafesinde mırıldandığı şarkı

"Şimdi ve şu an" diyor kadın,
"iyi.".

Sunday, January 15, 2017

biri var.

öyledir, her zaman vardır biri. birileri. kafaya takacak, merak edecek, tüketene değin didikleyecek ve tatmin olmayacaksın. ya o ya bu, ne kadar olmamalıysa o kadar iyi. evet dedim ya, hep vardır. bulursun çünkü. çünkü öteki türlü, arkadaşlar işler güçler arasında dahi, saatli bir bombadan aşağı kalmayan tahayyül arzunla, kendine yönelirsin. kendini yatırırsın masaya, ince ince, sabırlı dokunuşlarla incelemeye alırsın. ama gözlem esnasında hareket tespit edilemez, heisenberg ne büyük adam sahi. öyleli gibi işte. sevmek, severek var olmak, aslında kendine yaptığın en büyük sabote aktı olarak, orada. bunun farkında olman eyleme geçmeni geciktirmeyecek bile, bırak önlemeyi. sapladığın iğnenin ucunu gördükçe daha büyük acı, ve daha büyük haz.

Tuesday, January 3, 2017

aşk'ın intikamı aşk'la alınır

hayır hayır standart "çivi çiviyi söker" mantığı değil
kara melek'lik için yeterli ve gerekli kalp ağrısından söz ediyorum
birine bir şeyi anlatmanın en kolay yolu olan
yaşatmayı seçerek

yok sahiden kafamda bir plan yoktu buna dair
ne planı canım fikir bile yoktu aa
ama şimdi bakıyorum ve
offf

ve işte içimdeki yaratma güdüsünden
dokunduğu her şeyi güzelleştiren aşk'a adanmış bu hayattan
faust'laşarak çıkmanın bir yolunu buluyorum galiba
adalet sağlıyorum

bakalım ne olacak
zira
ava giden, avlanır.