Tuesday, January 30, 2018

kış

sularım çekildi 
rüzgarım dindi 
o deli yangın uydu uysallaştı şirin bir sahil ateşine döndü 
kanım durdu ağrım sızım geçti 
döngü devam etti 

fırtınalı bir yolculuk değil şimdi 
yoruldum yordum yoruğuz 
parmak uçlarım kaypak bir lavda dans etmiyor 
uzanıyoruz çimde 
güneşin önünden geçen bulutlara anlam yüklüyoruz 
seviniveriyoruz bir tavşan olunca 
bir gemi olunca da 
yaşlı bir adam 
ne olursa seviniyoruz 

seviyoruz
bu defa, başka. 
her defa başka 
seninle bir an 
ötekine bakıyor garip garip 
tanımayarak 
kendinden başkasını tanımayan o büyük söylem
yok, diyorsun 
acıtarak yakarak üfleyerek hâlâ 
yok, diyorsun, 
hiç olmadı 

eyvallah 

dalgalarıma kapıldın dalgalarım çağırdı seni 
sonra yordu yine onlar nefesin tükendi kulacın yetmedi tamam 
alçalttım dalgalarımı çarşaf çarşaf serdim yarlarımı koylara 
ya ne 
sıkıldın mı 
gidecek misin 

sönmedi 
güzel, inadına güzel, çok güzel 
gidecek misin? 

benimle ilgili değildi benimle ilgili olmak zorunda değildi hiçbir şey zorunda değildi zaten
sendin vardın gözlerin vardı çoktandır unuttuğun bir resmen bakar gibi bakan 
sen vardın sen varsın titreşim değeri yüksek ihtimamla bir anı kaçırmamacasına 
sen varsın senin ellerin var parmakların var muntazam tırnakların 

gidecek misin 

utanarak yakıştırmayarak uygun bulmayarak ayaklarımız dolaşarak 
savunduğumuz kurduğumuz tembihlediğimiz her şeyin dışına taşarak 
sen varsın bana sen olmazdan önceden beri varsın sen hep banaymışsın zaten 

gidecek misin 

kendine ihanet eden gözlerle parçalana parçalana 
her an korkarak unutmaktan unutulmaktan 
ellerinden kayıp düşmesin diye ama ölür diye tutamayarak da 
bir yürek mesafede uzak mesafede yakın mesafede burda 

gidiyor musun 

soyunduk arındık birbirimizin terine 
geldiğimiz yollar pisti çamurdu tozluydu kirliydi 
aşk yoktuysa da biz vardık biz varız dokunarak kutsayan 
kutsal yoksa biz varız ellerimiz var sıcak soğuk 
bu gerçek bu gerçek bu gerçek 

gitme.