rüzgarım dindi
o deli yangın uydu uysallaştı şirin bir sahil ateşine döndü
kanım durdu ağrım sızım geçti
döngü devam etti
fırtınalı bir yolculuk değil şimdi
yoruldum yordum yoruğuz
parmak uçlarım kaypak bir lavda dans etmiyor
uzanıyoruz çimde
güneşin önünden geçen bulutlara anlam yüklüyoruz
seviniveriyoruz bir tavşan olunca
bir gemi olunca da
yaşlı bir adam
ne olursa seviniyoruz
seviyoruz
bu defa, başka.
her defa başka
seninle bir an
ötekine bakıyor garip garip
tanımayarak
kendinden başkasını tanımayan o büyük söylem
yok, diyorsun
acıtarak yakarak üfleyerek hâlâ
yok, diyorsun,
hiç olmadı
eyvallah
dalgalarıma kapıldın dalgalarım çağırdı seni
sonra yordu yine onlar nefesin tükendi kulacın yetmedi tamam
alçalttım dalgalarımı çarşaf çarşaf serdim yarlarımı koylara
ya ne
sıkıldın mı
gidecek misin
sönmedi
güzel, inadına güzel, çok güzel
gidecek misin?
benimle ilgili değildi benimle ilgili olmak zorunda değildi hiçbir şey zorunda değildi zaten
sendin vardın gözlerin vardı çoktandır unuttuğun bir resmen bakar gibi bakan
sen vardın sen varsın titreşim değeri yüksek ihtimamla bir anı kaçırmamacasına
sen varsın senin ellerin var parmakların var muntazam tırnakların
gidecek misin
utanarak yakıştırmayarak uygun bulmayarak ayaklarımız dolaşarak
savunduğumuz kurduğumuz tembihlediğimiz her şeyin dışına taşarak
sen varsın bana sen olmazdan önceden beri varsın sen hep banaymışsın zaten
gidecek misin
kendine ihanet eden gözlerle parçalana parçalana
her an korkarak unutmaktan unutulmaktan
ellerinden kayıp düşmesin diye ama ölür diye tutamayarak da
bir yürek mesafede uzak mesafede yakın mesafede burda
gidiyor musun
soyunduk arındık birbirimizin terine
geldiğimiz yollar pisti çamurdu tozluydu kirliydi
aşk yoktuysa da biz vardık biz varız dokunarak kutsayan
kutsal yoksa biz varız ellerimiz var sıcak soğuk
bu gerçek bu gerçek bu gerçek
gitme.
No comments:
Post a Comment