Thursday, March 23, 2017

İlân-ı Aşk

Hamide "Senin için artık çok geç." dedi. Haklı galiba. Fena hâlde kendimi kaptırdığım, her detayı dost meclislerine meze olmaya müsait ve fakat olsun istemediğim yeni bir hikayenin içine düştüm. Düşmedim, göz göre göre atladım. Sanki ben pek bilirmişim gibi ne yapıp ne ettiğimi, dünyanın en mantıklı adamını da bozdum. Evet, yaptım bunu. Hepsi benim suçum. 

Yok. Değil. Bu sevabın hepsini üstüme sayacak değilim. Kırık kanatlarıma hayran hayran bakanın hiç mi payı yok? Kendine rağmen benimle olmayı seçenin, zaman-mekân yanılsamasını kıranın, düşlerime ortak olanın sesini yok sayamam. Soruları olan bir kadının sade cevaplara değil, sorular sorabileceği birine de ihtiyacı olduğunu unutmuşum. Gel gel diye çağırdığım, geçen Hıdırellez'de kovduğum Aşk, bu bahar geldi galiba. Çünkü acı ekmiştim. Çünkü ne lâzımsa öyle hareket etmiştim. Çünkü ihanet etmemiştim kendime bir an bile. Çünkü kucaklamıştım ki kendimi, geldi. Izdırabına da eyvallah, şükür çok bekletmedi beni.

Geniş şimdiki zaman diye diye resmen baharı getirdik. Yazı da görür müyüz, ne dersiniz beyefendi? 

İyi ki, ah, iyi ki! 

Bizi birbirimize getiren yollarımızdan öpüyorum. 

Saturday, March 18, 2017

naber iyi sen

Selam! Beni özlediniz mi? Beni, hani aklı başında olan, başının nerede olduğu mühim olmayan, hayatla duygusal da olsa bir bağ oluşturmuş, onunla salıncak yapmaya çalışan? Hah, tamam.

Uzunca zaman oldu. Decadence müessesesine sağlam girişim için açık bir tarih vermek mümkün olsa da kontrol edip o tarihi veresim yok, Kabataş semalarında bir Saadet Apartmanının etkisi su götürmez. Sonrasında işe girmiş, okula başlamış ve de âşık olmuş görünmeme aldanmayınız, bütün bunların yükselen düşkünlüğüme bir kılıf uydurmaktan öteye gittiği söylenemez - saf hâli katlanılabilir olmaktan çıkmıştı belli ki. Şimdi, işsiz bir hanım olarak eski fotoğraflara yeniden baktığımda ki çok da değil depresyonumun son başlangıcından (Haziran) alıyorum bu nostaljiyi, fiziksel olarak da gittikçe çirkinleşen, cildi bozulan, gözlerinin feri çöken bir kadın görüyorum orada. Niçin? Hayır, ben hâlâ benim ve hayır, her zamankinden daha kötü değil moralim. Peki öyleyse nedir bu his; inanılmaz boşluk, inanılmaz işlevsizlik, inanılmaz inançsızlık? Çünkü yine unuttum. Alışıldık rolleri reddetmek öyle yordu ki bir tipe sokuverdim yine kendimi oyunculuk temrinlerine sığınıp. Sevilmeyi, hayran olunmayı, alkışı özledim. Anlaşılır tabii bu da anlaşılır, her şeyi anladık bunu mu anlamayacağız, fakat bunu reddetmeden kendini yeniden-oluşturmak da mümkün. Görünürün sisinden sıyrıldığında sarıldığın kucak sıcak değilse neye yarar, değil mi?

Hiç bir şey yapmadım değil, pek çok insanın tatmin olacağı bir yolculuk benimki, yavaş olması da katlanılmaz değil aslına bakarsan. Başka türlü çalışmayı, başka türlü okumayı, başka türlü sevmeyi öğreniyorum: başka türlü yaşamayı. Fakat anlamalısın ki cinlerimi özledim. İçimden yükselip mekânı aydınlatan, ihtiyaç odası misali herkese ne lâzımsa onu veren enerjiyi, evrenle olan dostluğumu ve kuralları her an değişen oyun'u özledim. Kendime güvenmeyi, çünkü hayata güvenmeyi, söylemsel değil edimsel olarak, kötü her şeye eyvallah çekip ağıtlarla veya kahkahalarla karşılamayı özledim. Söylemsel değil edimsel olarak, çünkü acta non verba.

öyleyse yeniden

vira bism..

Sunday, March 12, 2017

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Cakmak tasini cevir. Alev. Karanlikta parlasin. Bi nefes. Tamam. Benden sonra tekrar et:

Olunca cok guzel, olmayinca yok.
Olunca cok guzel, olmayinca yok.
Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Ikna olana kadar, kabul edene kadar, tek ihtimalin bu kalana kadar, etinin ustunde izi kalana kadar devam et.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Gozlerinden okunan tek cumle bu olana kadar soyle. Yaz. Fisilda. Haykir.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Neden guzel deme. Neden yok deme. Inandigin her sey gibi, ask gibi, icinden evrene sundugun tek gercek gibi buna ibadet et.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Uykunun kollarinda huzur bulabilmek icin. Ona hala bir an onceki gibi bakabilmek icin. Iyi gelebilmek icin. Kendini kucaklayip affedip yola devam edebilmek icin.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Zaten oyle degil mi hayat dedigin? Bunu sev. Bunu iste. Bununla YETIN cunku gorup gorecegin bu. Bu yeter. Bunu bulamayanlar var.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Delirme. Yukselme. Alcalma da. Lazimsin sen. Lazimlik. Of. Sacmalama gece gece. Cumleye don, o artik senin cumlen, cumlene don ve orada kal.

Olunca cok guzel, olmayinca yok.

Friday, March 10, 2017

"Biz anı olucaz."

Butun o sevgi, dedi, nereye gidiyor? Bittiginde yani, hic olmamis gibi mi oluyor? Bu sozlerin ustunden bir zaman gecti. Baska guzel sozlere eklendi, birikti. Yuklemsiz cumleler bile yetti bir zaman geldi ki. Ve bugun ben, ilgisizken filan, seni hatirladim. Bizi. Keske, dedim, boyle bitmeseydi. Keske gozlerimin ici gulerek anlatabilseydim sana - hayir canini acitmak icin degil - ve sen keske mutlu olsaydin benle. Hicbir keske'si kendinden yana olmayan kadin yaziyor bunlari, evet. Evet keske boyle olmasaydi.

Her baslangicta seni mi hatirlayacagim? Belki. Belki sen'leri. Hep giden sen'leri. Gitmeyenine kadar. Belki o zaman da ben giderim.

...

Yok lan ne gitcem :)