Sunday, August 26, 2007

74

Bırak beni bırak beni bırak beni
Gitme gitme gitme
Hakkım olmayan bir mutluluğu istemeyeceğim senden
Sen mutluysan sevdiceğin mutluysa
Ne hakkım var
gözyaşı dökmeye bile
Kıskanmaya ne hakkım var
sen habersizken benden
Beklemeye ne hakkım var
bir gün gelirsin diye
Ummaya ne hakkım var mutluluğu.
Benim mutluluğum sizin mutsuzluğunuzsa
Mutlu olmaya ne hakkım var
bir insan olarak
Seni özlemeye ne hakkım var
yetmiş dört gündür.

saman sarısı'ndan bir kısım..

seni yitirmiş geri dönüyorum sesimin yankılarına
ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde
gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın
kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin
cıgaranın ucunda senin
ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
aklından geçenlerdeydi ayrılık
                     benden gizlediklerinde gizlemediklerinde
ayrılık rahatlığındaydı senin
                                  senin güvenindeydi bana
büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin
      ayrılık kurtulmuştu yer çekiminden ağırlığı yoktu tüy gibiydi
      diyemem tüyün de ağırlığı var ayrılığın yoktu
      ama kendisi vardı

Nâzım Hikmet

Saturday, August 25, 2007

. . .

Üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan
onlar olanlar değil olmasını istediklerimdi aramızda
onlar ulaşılmaz dallarında duran hasretlerimdi
onlar susuzluğumdu düşlerimin kuyusundan çekilmiş
ışığa çizdiğim resimlerdi onlar.

Üstümüze yazdıklarımın doğru değil hepsi
güzelliğin
       yani bir yemiş sepeti yahut kır sofrası
sensizliğim
       yani şehrin son köşesinde son sokak feneri oluşum
kıskanışım seni
       yani gözüm bağlı koşuşum geceleyin tirenlerin
                                                                     arasında
bahtiyarlığım
       yani bentlerini yıkıp atan güneşli ırmak.
Üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan
üstümüze yazdıklarımın doğru hepsi.

30 Eylül 1960, Laypzig
Nâzım Hikmet Ran
Beyazıt Meydanındaki Ölü

Thursday, August 2, 2007

schopenhauer..

"Bana yardımı dokunan Schopenhauer formüllerinden biri şuydu" dedi Philip. "Göreli mutluluk üç kaynaktan gelir: kişinin olduğu şey, kişinin sahip olduğu şey ve kişinin diğerlerinin gözlerinde temsil ettiği şeyler. Schopenhauer bizim ilkine odaklanmamızda ve ikincisiyle üçüncüsüne - sahip olunanlar ve şöhretimiz - güvenmememiz gerektiğinde ısrar eder, çünkü o ikisi üzerinde kontrolümüz yoktur; bizden alınabilirler ve alınacaklardır - tıpkı senin kaçınılmaz yaşlılığının güzelliğini elinden aldığı gibi. Aslında "sahip olma"nın tersine bir etmeni vardır der - sahip olduğumuz şeyler çoğu kez bize sahip olmaya başlar.
schopenhauer tedavisi - bugünü yaşama arzusu - irvin yalom - kabalcı - 339. sayfa , 32. bölüm