Sunday, October 14, 2007

brecht hakkında, oyun hakkında, senin hakkında..

Bir kişi bile düşünme hakkına sahip değilken, ‘Doğru’ adı altında zırvalıkları öğretmeye ne hakları var.

(Brecht)

Yukarıdaki satırlar Brecht’in 20. doğum gününün hemen sonrasında yazdığı bir şiirin son mısralarıdır ve Brecht’in yazdıkları ve kullandığı söyleyiş tarzı için endişelenen annesine hitap eder.


Brecht, Toller’e ahlaksal paradox’a nasıl baktıklarını sordu. Toller’in ifadesiyle: ‘insanlar çok fazla zorlanmadan iyi olabilirler ama kötülükten haz alırlar’ (Toller 1934:26) Brecht bununla ilgili kısa bir şiir yazdı

Duvarımda bir Japon oyması asılı

Bir şeytanın maskesi, atın vernikli

Sempatiyle inceliyorum

Alnının gergin damarları, şunu söylüyor

Kötü olmak ne sıkıntı!

(brecht 1976 b:383)

Brecht’in ve Toller’in yaşamlarına baktığımızda, çoğu insanı Brecht’i cennette bulmak Toller’i bulmaktan daha çok şaşırtır. Ama her ikisinin de eserlerinde yer alan temel soru, Toller’in amcası öldüğünde kedine sorduğu sorudur: ‘iyi insan nedir?’ Galileo iyi miydi? Ya Grusha? Ya shen Te? Ya da dilsiz Kattrin? Ya da Önlem’deki genç arkadaş? Nasıl iyi idiler? Ne kadar iyi idiler? Brecht yaşamının ilk safhalarından beri, provakasyon alışkanlığı geliştirmişti. Bunun politik merkezinde hiçbir şeye garanti gözüyle bakmama kararlılığı vardır. Ne olursa olsun, bizler bilinçsizce değişmeyeceğini tahmin ettiğimiz şeyleri değiştirmeyi bekleyemeyiz. Olağan şeylere şaşırabileceğimiz bir kapasite geliştirmemiz Brecht’in iyilik kavramını anlamamızı sağlar. Bu aynı zamanda Brechtyen oyunculuğa doğru atılan adımlardan biridir. Biz bu bölümde ve bu kitapta oyunculukta iyi olmak ile iyi oyuncu olmak arasıdaki farkı anlamalıyız. Tiyatroyla ilişkisi olmayan şeylerin Brecht için önemi yoktur, ve insanlığa da çok az yararı olabilir. Brecht’e göre, dünya Kafkas Tebeşir Dairesinin ilk sahnesindeki karışık toprakta olduğu gibi Dünya’ya iyi bakanların olmalıdır. Kendi ahlaksal sisteminde, iyilik yararlı olmaktan ayrı tutulamaz. Brecht Alman tiyatrosuna yazar olarak girdi ve daha sonra oyunları sahnelenmesine müdahale etmek için yönetmen oldu.Hiçbir eğitimi yoktu, ki Almanya’da oyuculuk eğitimi gibi bir gelenek yoktu.Teşvik ettiği oyunculuk stiline basitçe bakışı, Martin Esslin tarafında şu şekilde anlatılmıştır:’Oyunculuk stili, histerik patlamalara ve kriz şeklinde kontrol edilmeyen gürlemelere ve belirsiz ıstıraplara göz yumma yoluyla, maksimum duygusal yoğunluk izlenimi uyandırmaya çalışmaktadır.’ (Esslin 1970:8..) Esslin yazısına aşırı vokal ölçüsüzlüğü ve acı şeker gibi göğüs dövmeden bahsederek devam eder. Esslin’in aklındaki fikir eski Almanya’nın savaş öncesi başarısızlığını işleyen ve expresyonist tiyatronun beyan şekli olan coşkunluğunu bu süresi uzatılmış oyunlarla birleştiren Saray tiyatrosunun aşırıcılığıdır.

Ancak hiçbir şekilde bu eski şatafatlı model Brecht’in kullanabileceği tek model değildir. Naturalizmin Alman temsilcisi olan Otto Brahım 1912’de öldüğü halde, doğal oyunculuk onunla beraber ölmemiştir.


No comments:

Post a Comment