"REQUIEM FOR A DREAM"
9 ARALIK 2012. OSMANİYE.
Keşke diğerleri gibi, görünen yaralar bıraksaydın bende. Aşka en yakın olduğum andayım. "Only the unsubduable can be loved." Bir nevi kadınların efendi adam yerine piç tercihi de denebilir!
Sevmek yarı ölmektir
Ama aşktır ölümden güzel olan
Ne aşk var ne mutlu sonlar
Yollardayım
1 hafta insan hayatında ne ki? Sana diyemediklerimi küçük defterlerde, 8 saatlik yollarda, yağmursuz göklere inat gözyaşlarımda biriktireceğim öyleyse.
Gözyaşlarımız bitti mi sandın?
Çünkü yitirilmiş cennetlerden başka cennet yoktur
Ve sevgiyle ağlarım düne
Sana yalan söyledim aşka inanıyordum ben
Korktum korkarsın diye
İnanılabilir her şey gibi
Aşka da inanıyorum tutkuyla
Ama vahiy gecikti ama yüz çevirdi bizlerden
Ama VAR. Ben Gördüm.
daha önce, şimdi, sonra da belki
Keşke bu kadar çabuk bıkmasaydın benden. öyle yalnızım ki.
Aşka ve ölüme bu kadar yakın..
Dün buldum bugün kaybettim onu
Bahanelerimi geçiştirdin hep
Ağzın iyi çalışıyor.
Seni tanıdım
Dağlardan geçtim
Dağlara döndüm
Ve akşam güneşi bana vurmaya başladı
Saçlarım gerçekten kırmızı
Tenim gerçekten beyaz
Ve ellerim gerçekten yumuşak oldu
Ama soğuk.
Gözlerim akşam güneşinden kamaştı
Geceye ısındı
Ve dudaklarına alıştı.
Sazlıkları, kavakları, ovaları, dağları, ve dağ doruklarındaki karları sever oldum. yeniden.
Bana bunu yaptın
Şimdi öylece nasıl çekip gidiyorum?
Bu kadar mı mantıklı
21. yüzyılda aşk
Var mı sahiden o zaman?
- Tanrının istediğinin bu olduğundan emin misin?
- Birbirimizi sevmemizi istediğinden eminim.
Güneşe bakmak acı veriyor
Buna rağmen ve bunun için
Bakmaya devam ediyorum
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Bütün iş, Tahirle Zühre olabilmekte
Yani yürekte.
Seni sevdim
Seni birdenbire değil
Usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil
Öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve gün ışığı
Sislerden
Düşsel ovalara.
No comments:
Post a Comment