Monday, June 4, 2012

o sen misin?

süzülür sabahlar / uyanır hatıralar

ankara çok çirkin. sıcak, soğuk, ama hep çirkin. başka bir hayat düşlemiyle akşam vakitlerinde göğe bakıyoruz. geceleri dahi değil. tasviri güç renkler var çünkü işte tam bu saatlerde.

acılar yaslar gizlenir kuytulara / sonra günahlar uzanır uykulara 
mehtap yol vermez karanlık pusulara / başlar sularda akşam

bir soru yetiyor kafaları kurcalamaya. binlerce soruyla yankılanıyor zaten. o sorular hep var. felsefeyi bu yüzden seviyoruz. ucu açık öyküleri bu yüzden seviyoruz. bu yüzden seviyoruz yarını belirsiz ilişkileri. bir ilişki olmama halini seviyoruz. korkuyoruz çünkü birine deliler gibi bağlanmaktan. milyonyılların yorgunluğunu taşıyoruz. milyonyılların kırılmışlığı var üstümüzde. dışımızdaki dünya dışımızda, içimize almamak için daha ne kadar inat edeceğiz?

aşklar emniyette / aşklar artemis'te

üstümüze yakıştırılan dertleri ya taşıyamazsak ne olacak peki? yokmuş gibi davranınca yok olmuyor ki hiçbir şey. orda birileri acı çekiyor, orda birileri ölüyor, o birileri bir parçamız, o birileri olmadan var olamazdık biz, biz burada yaşasak ne fayda. hem yaşıyoruz da ne oluyor, aynı teranede debelenen ölüme yakın balıklarız hâli hazırda. düşlemeye dahi cesaret edemiyoruz sevgiyi.

peri masallarıyla büyümüştük oysa kapı aralıklarından anlatılan.

No comments:

Post a Comment