Thursday, September 8, 2016

Buraya daha sık mı bir şeyler yazmalı

İlgisiz bir yerden tutayım mı? 
Hiçbir tutum nedensiz değildir. Biriyle iletişimini sürdürmek istemediğinde, bilinçli veya bilinçsiz, anlaşamadığınızı gösteren tuhaf anları üretirsin. O anlar kendiliğinden olmaz. Böylece 'yanlışlıkla' iletişimsizlikteki sorumluluğundan kurtulmuş olursun. Zamanla da bu dertten tamamen sıyrılırsın. 'Eskisi gibi değil' olur. 'Yürümüyor' olur.
Bu fikre katılmamak elde değil, ama hepten de teslim olamıyorum. Hele de Rollo May ile pek bir haşır neşir olduğum şu günlerde, kişinin kendini yarattığı gibi ilişkilerini de - düzeltiyorum, karşılaşmalarını da (ben kimya teorisine selamla "çarpışma" terimini tercih ederdim) yarattığı tezi inanılmaz mantıklı geliyor. Çoklukla istemin sorumluluğundan kaçmak için arasına saklandığımız bahanelerden bağımsız düşünülemeyecek bir davranış biçimi belki de bu.

Hoş, ben kimim de bu tür iddialarda bulunuyorum! Bir bilene danışalım:

May, R. (2015). Yaratma cesareti (A. Oysal, Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.
Peki, hangi cesaret? May'ciğim kitabında fiziksel, moral, toplumsal ve yaratıcı olarak sınıflandırmış ama ben daha bütüncül bir yaklaşıma yatkınım. Temelde, belki de içinden geçtiğim sürecin etkisiyle, cesaretin de özgürlüğün de sorumluluğun da karar vermekle başladığını önkabul ediyorum. Kararını vermediğim bir uğurda harcadığım emeğin saygıyı hak etmediği görüşünde yalnız mıyımdır sence? Çok mu radikal geldi? Öyleyse şöyle diyelim:
(...) karar, bilgi ve kavramadan önce gelir. 
Kaygılıyım. İçimdeki ve dışımdaki evrenle romantik-olmayan bir ilişki kurma konusunda yeterli değilim. Her karşılaşma coşkulu, her çarpışma eşik enerjisinin üstünde, her ilişki destansı olmalı! Büyük ve acılı felaketler istiyorum geçmişime takacağım - nevrozumu kucaklamak ve kendimi doğurmak kendimden.
Sarılıp gövdesinde sımsıkı / Bir kadın kendini doğurabilir isterse

No comments:

Post a Comment