Monday, September 12, 2016

İyi bayramlar

Ben bayramları severim. Seküler ve devrimci ruhlu ailemin (bazı konulardaki muhafazakarlıklarına karşın) hiçbir vakit hakkını vermeye niyetlenmediği geleneklerin bazı "iyi" mesajlarını sürdürmeye pek hevesli olduğumdan olabilir. Ayrımcı veya ataerkil subliminal yönergeler barındırmadığı sürece, evet, ben bayramları severim. Hatta en sevmediğim bayram olan kurban bayramı bile beni bazı açılardan neşelendirebiliyor: Uzun hasretlerin göz ardı edilmesi ve yaratılan fırsatlar sonrası büyük kucaklaşmalar yaşamak, kısacık ama karşı tarafın sahiden dinlendiği telefon konuşmaları, hatta bir pazarlama stratejisine dönüşse de "iyi insan olmak" adına atılan bütün o adımlar bana nostaljik ve de sempatik geliyor. Nostaljik sözcüğünün etimolojisine inip de kendi kendimi haksız çıkarmak için mücadele edesim bile yok, çünkü bayramları severim.

Sosyolojik, animalist veya historiyografik herhangi bir çıkarımda bulunmadan önce şunu belirtmem gerekir ki gündelik hayatın kısa süreliğine değiştiği ve herkesin birazcık daha toleranslı davrandığı günler olarak bayramlar pek keyifli. Ne yazık ki orta sınıf hayatının köklerine enjekte edilen liberalizme rağmen bizde işlerin böyle yürüdüğünü söyleyemeyeceğim. Bütün ritüeller, hindulardan amerikan yerlilerine, bir amaç için yaratılmışlar ve bu amaçtan uzaklaştığımızda anlamını yitiren ritüelleri sürdürmek için kendimize söylediğimiz yalanlar öncekilerin yarattığı boşluklara tam oturmuyor. Örnekse bugün ziyaret ettiğimiz mezar, anneannemin mezarı, bir paket olarak almadığımız o seremoninin bir kısmını modifiye ederek uygulamamız, diğerlerinde doğurduğu katharsisin bir kısmını bile doğurmadı. Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi diye tartışmıyorum: Kafamı kurcalayan şey, bize öğretilen yöntemleri canımızın istediği gibi uygulamamızın ne zamandan beri büyük insan ilerlemesi mitinin dışına atıldığı sorusu.

Bu kadar uzun bir yazı yazma sevdasıyla bu sayfayı açmamıştım aslında ama böyle şeyleri tartıştığımız toplantılar, kantin çayları, radyo yayınları ve balkon sohbetleri mazimde hoş bir seda olarak kalmaya yüz tuttuğu için bu ihtiyacı duyuyorum - en azından kendi kendine konuşmaktan daha kolay açıklanabilir bir dışavurum yöntemi. Ülke koşulları ve sosyoekonomik koşullar ışığında varolmak üzerine adımın hakkını verme çabam da takdire şayan ancak ortada çözmemiz gereken bir sorun var: Yüzyıllarca işe yaramış olan ama artık gülünç bir gösteriye dönüşen bütün bu ritüellerle ne yapacağız?

No comments:

Post a Comment