Monday, October 24, 2016

Macera Tüneli

Fon müziğimiz atarlı güzel Adele'den, garip biçimde benim hayatımın fon müziğini yapmış yahu 19, 21, 25 yaşlar falan haha, şarkı sözlerini "cheat her better" olarak anlayan da tek ben değilmişim neyse ki


Tünaydınlar olsun

Sebeb-i ziyaretim, uygulamaların orasında burasında çıkan reklamlardan bu aralar sıklaşmış olan bir tür: seçimli-yönergeli oyunlar, türkçesini bilemiyorum fakat a.k.a "decision-making game apps". Tıpkı küçükken gazetelerin şebnem bebeklere alternatif olarak eşantiyon* verdiği sonu değişken kitaplar gibi - ki ufak bir araştırma sonucu kendilerinin ecnebice "choose your own adventure" türkçe ise "macera tüneli" isimleriyle pazarlandığını öğrenmiş bulunuyorum - bir tür kaderle oynamacılık oyunu, az biraz fiziğe ilgisi olanlar için bir nevi paralel evrenler ve saire.
eşantiyon 
isim Fransızca échantillon
isim Bir malın niteliğini belirtmek, özelliklerini göstermek amacıyla parasız verilen veya gönderilen mal
"Avrupa firmalarından gelen yeni ilaç eşantiyonlarının tariflerini dikkatle okur, not ederdim." - R. N. Güntekin
eşantiyon
eşantiyon
Kararsızlık problemi çektiğim bolca rastlanır geniş zamanlarımdan birinde olduğumdan ötürü bu reklamlar özellikle dikkatimi cezbetti, üstelik algıda seçicilik midir nedir sanki bu aralar biraz da çeşitlenip arttılar. Yok, henüz indirip kurup oynamış değilim, sadece her gördüğümde ayıla bayıla okuduğum o kitaplar geliyor aklıma. Derken bu sabah yine saçmasapan bir nedensellik bağı kurdum, durur muyum hemen sizlerle paylaşayım dedim:

Şimdi efen'im, ülkemiz nezdinde bu kitapları okuyan 90 gençliğinin yüzde kaçıdır bilemiyorum, ancak okuyanlar birkaç kategoride incelenebilir muhakkak. Kimseyi töhmet altında bırakmadan kendim üzerinden bir yorumda bulunacak olursam, ben şahsen hiçbir zaman çizgisel olarak ilerleyip de alternatifleri sonradan değerlendirmiş değilim bu tür kitaplarda. Her karar anında bütün kararların sonuçlarına bakıp ona göre yoluna devam eden biraz meraklı çokça garantici bir pisliktim o yaşlarda.

Dev tespitim işte bu noktada geliyor: O zamandan bu zamana pek de bir şey değişmedi. Ben (ve benim gibi kurnazlar, muhtemelen) herhangi bir itkiyi takip ederek kararlarını yaşamak yerine her daim "what if" clause'ları değerlendirerek sıkıcı değil fakat öngörülebilir bir pathway izlemek meyilindeyim. Öngöremediğim noktada bedeline katlanacağım bir karar vermek benim için mukabil değil. Böyle yapabildiğim ender anlarda da "ehehe nasolsa dönüp yeniden karar verebilirim" rahatlığı olan durumlar söz konusu.

Saahiden yıllardır bunun ayırdına varmadığım için üzerinde de çalışmadım doğal olarak, hep karar vermelerimin niçin bu denli güç olduğunu merak edip semptomu tedavi etmeye eğilmiştim. Gerçek burnumuzun dibindeymiş ey garantici maceracılar! Nasıl çözeriz bilmiyorum ama vira bism..

No comments:

Post a Comment