Tuesday, October 25, 2016

Yaşasın Modern Sabahlar!


Bu "sabah uyanıp da kafama takılanı yazıya dökme" olayını sevdim galiba, biraz böyle devam edeceğim kimse için sakıncası yoksa. Hayır saahiden pek mühim şeylerden söz etmediğimin farkındayım, ama yeterince klişe bir noktadan tutarsak zaten ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir değil mi hayatım? Tabii pek çok dış etkiye açık günümüz dünyasında odaklanma problemleri yaşıyorum fakat bu sabahki çıkış noktamız da bu olsun:

Ne vakit dünya ile romantik cinsel olmayan bir bağ kurmaya kalksam münzevileşiyorum. Neden? Çünkü öteki türlüsünü bilmiyorum. Çünkü yuvamı çiçekliyorum sen geleceksin diye. Çünkü fiziksel hayatta var olman gerekmiyor hayaline tutunmam için. Çünkü başka diğer hiçbir şey tutunmaya değer gelmiyor, aşk'tan başka. Yoğun bir orgazmın hemen sonrası gelen üşüme gibi, birlikte düşünülmek istenmeyen ama bir yarımın iki parçası olan güzel ve kirli şeyler gibi, aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın diye kaçıp kaybolduğum patikalar gibi. Gibi, işte.

Seni çok özledim, keşke bilsen.

No comments:

Post a Comment