Saturday, May 6, 2006

NE KADAR SAVAŞ, O KADAR BARIŞ

İnsanı zorla bilinçlendiriyorlar kardeşim. Solcular arasında falan vardır ya, kitleleri bilinçlendirelim hikayesi. Bir musibet bin nasihatten iyidir oysa ki. Ve şu NATO zirvesi de en hakikisinden bir musibet, yani başımıza çörekleniveren bir felaket!
Yok o sokağa girilmez, bu caddeden geçilmez; yok metro işlemez, Boğaz’da motorlar gidip gelemez...
Hava atmak için gazino kapatan görgüsüz herifler gibi, NATO zirvesi için koca kenti kapattılar,iyi mi?
Hem insanların saadetinden ne istediler de nikah törenlerini iptal ettiler? Akademik takvimi öne aldıkları için finallere yeterince çalışamayan, mezuniyet tezini hakkıyla hazırlayamayanlara yazık değil mi?
Korna çalması yasaklanan (Yerli yersiz korna çalmak zaten yasak değil mi?) minibüs şoförleri bu tramvayı nasıl atlatacaklar? Yoksa şu zirve bir geçsin, kendi tramvalarını binle çarpıp yolcularına mı yansıtacaklar?
Habitat esnasında bölgedeki sokak hayvanlarını toplamışlardı tek tek. Bu kez koksu çıkmadı ama şoförlerin giyimine kuşamına, sakal traşına karışanlar; NATO Zirvesi için kapattıkları bölgedeki sokak hayvanlarını kendi hallerine mi bıraktılar? Yoksa...
Ve en mühimibu zirve yüzünden patlatılan bombalardan daha kaç kişi ölecek acaba?

Sınırsız, Sorumsuz Kooperatifler
Dün, Birleşmiş Milletler kuruluş anlaşmasının imzalanışının 59’uncu yıldönümüydü. Yarın da –yaşadığımız rahatsızlıklardan ötürü mecburen bildiğimiz gibi– İstanbul’da NATO Zirvesi başlıyor.
Ne abi bunlar? BM adı üstünde; milletler birleşmiş belli ki. Tabii birleşen halklar değil, yöneticiler; milletler değil, devletler ama olur o kadar. İyi de niye birleşmişler? Birleşmişler de ne halt etmişler? Peki NATO ne? Ne işe yarıyor? Kadir Çöpdemir’in TV programında yoldan gelene geçene sorduğu gibi, “Bir tür kooperatif mi?”
Evet efendim, bir tür kooperatif. NATO da BM de bir tür kooperatif. Ortak ihtiyaçları en elverişli koşullarda karşılamak için kurulmuş ortaklıklar. Ortak ihtiyaç da, inanıp inanmamakta serbestsiniz: Barış!
BM mesela, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından tüm ülkeler el ele tutuşsun, birbirini sevsin, dünyada bir daha savaş olmasın, lay lay lom diye kurulmuş.
Ama tabii memleketimizdeki kooperatiflerden de gayet iyi bildiğimiz gibi, bu tür ortaklıklarda herkes eşittir de birileri hep biraz daha eşittir ya. BM’de de öyle işte. Tüm ülkeler eşit ama BM’nin kurulduğu 1945 yılının beş büyük devleti; ABD, Sovyetler Birliği (şimdi Rusya), İngiltere, Fransa ve Çin biraz daha eşit.
E tabi 2004’te de tek süper güç Amerika, tüm ülkelerden daha eşit. Irak’a mı girecek? Giriyor. BM de, daha baştan eşitler arasında ayrım yapılarak kurulduğu için, ABD’ye itiraz falan edemiyor.
NATO’da da hikaye aynı, 26 üye ülkenin, bir de bu üyelerle işbirliği yapan ülkelerin başbakanlarının falan da katılacağı bir zirve, katılımcılardan birinin kızının mezuniyet töreni yüzünden ertelenir mi? Bu ne ciddiyetsizlik, değil mi? Eğer kızının mezuniyetine gidecek olan ABD Başkanı ise, değil! Üstelik zirveyi ertelettiğiyle kaldı, mezuniyete de gitmedi Bush. Ama kim ona bunun hesabını sorabilir ki?
***
Boş hikayeler bunlar. Adı var, kendi yok örgütler. Orada burada bir araya gelip, yiyip içip kaynaşıp sonunda Amerika’nın istediği kararları çıkartıyor, birkaç günlüğüne sosyalleştikleri için mutlu mesut evlerine dağılıyorlar. Amerika’nın savaşını “barış için” ya destekliyor, ya görmezden geliyorlar.
Akıl vermek gibi olmasın ama böyle alenen toplaşmasalar, bizi böyle rahatsız edip “bilinçlenmemize” sebep olmasalar... Onlar için daha iyi olmaz mı?
Ya da ne bileyim, bilinçlenelim bari.
Defol Bush!”
Abartasım geldi: “Şehre katil geliyor, katilleri kovalım...” (“Kara Basma İz Olur” melodisiyle piliiizz.)

Manik Depresif Köşe

(Cuma günü) 12.00’de kalkacak olan uçağım, akşam 22.00’ye alındı. 10 saat şaştı hesaplarım. Bu 10 saat bana 200 küsur milyon liraya mal oldu üstelik. Şimdi ben bu NATO’ya, matoya; hızımı alamayıp Birleşmiş Milletler’e falan sinirlenmekte haksız mıyım? Sinirliyim yani, çok sinirliyim. Depresyonu da aştım, agresyondayım.

62 Kelimelik Başlık Mı Olur?

Bugün kimin terörist olduğuna Amerika karar veriyor ve kendince teröristleri “temizlemek” için elini kolunu sallayarak Afganistan’a, Irak’a falan dalabiliyor.
Ama işte asıl teröristin Amerika olduğunu düşünenlerin sayısı da az değil. Hatta buyrun, NATO’ya “Kuzey Atlantik Terör Örgütü” diyenler de var.
Peki ama terörist? İşte orası biraz karışık. Zira birinin “terörist” dediğini beriki “özgürlük savaşçısı” ya da “ulusal kurtuluşçu” diye tanımlıyor.
BM, terörizmi ilk kez 1972 yılında gündemine almış ve tanımlamış. Nasıl mı? Boşverin! Ona yaranayım, ötekini de kızdırmayayım diye oradan girmiş, buradan çıkmış, ortaya karışık öyle bir terör tanımı yapmış ki, maddenin sadece başlığı 62 kelimeden oluşuyor. Herkes işine geldiği gibi anlasın diye. Sadece başlık...62 kelime!

Bush’un Dışkısı Amerika’ya Geri Gidecek
Size bir iyi, bir kötü haberim var. Önce kötü haber: Bush, Türkiye’de. Şimdi iyi haber: CIA, Bush’un idrarı ve dışkısı ajanların eline geçmesin, idrar tahlili ile bir rahatsızlığı belirlenemesin ve sağlığı ile ilgili spekülatif haberler yayılmasın diye seyyar tuvalet getiriyormuş. Bush’un dışkısı bile ABD’ye geri gidecekmiş. Yani Bush, en azından kelimenin gerçek anlamıyla, Türkiye’nin içine sıçamayacak!

Barış Mı? Peki, Biz Niye Savaşarak Girdik O Zaman?

Türkiye, BM’nin kurucu üyeleri arasında. Peki, nasıl oluyor bu? İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesine az kala Almanya ve Japonya’ya savaş ilan ederek kendini San Francisco’ya davet ettiriyor.
Nato’ya giriş hikayesi daha fena. NATO’nun kuruluş çalışmaları sırasında üye olmak için elinden geleni yapıyor. Olmuyor. Sonra “Kore’ye asker gönderirseniz, kabul ederiz” diyorlar. Gönderiliyor. Sonuç: Yüzlerce ölü ve kayıp. Ama ne gam! Türkiye, NATO’ya giriyor.
BM de NATO da barış için kurulmuştu oysa!
Tuba Akyol / İdrak Yolları


No comments:

Post a Comment