Saturday, May 6, 2006

SAHİDEN BÜTÜN ERKEKLER ALDATIYOR MU?

Ne olursa olsun, kabul etmeliyim ki malum dizinin yaratıcısı hakikaten iyi iş çıkarmıştı! Ben bunu biraz abartılı bulsam da bir insana ait olabilecek en kötü özellikleri tek bir karakterde toplamayı başarmıştı. (Bir adam hem yoz, hem terbiyesiz, hem cahil, hem tembel, hem sevimsiz, hem suratsız, hem aksi, hem kaba, hem de başarısız olamaz!) Ama o vakitler beni en çok şaşırtan şey burada herkesin, o canavarla özdeşleşmek kendilerine hakaret değilmiş, aksine bu onları rahatlatıp eğlendiriyormuş gibi karakteri kendilerine kahraman seçmiş olmasıydı!
Ben de oyuncuyu oynadığı karakterle özdeşleştirmiştim ve gizliden gizliye rolünü bu kadar iyi oynamasının sebebinin kendisinin de aslında öyle olması olduğuna inanıyordum, dolayısıyla ondan nefret ediyordum. Tıpkı o bilmiş anaokulu ifadesiyle adamı aptal bir çocukmuş gibi devamlı azarlayan karısından ettiğim gibi. (Haydi lütfen, rol hiç gerçekçi değil! Ekonomik olarak bağımsız, genç, güzel, akıllı, eğitimli ve terbiyeli bir kadın böyle bir adamla yaşıyor, devamlı kızgın suratıyla kendini pijamalarının içine sokup en ufak bir çekicilikten yoksun duruyor... Hayıııırrrr!)
Yani televizyonda o trajikomik ikiliye bakmıyordum çünkü her seferinde beni sinirlendiriyorlardı.
Geçen hafta Milano dönüşünde bir Türk gazetesi aldım ve manşetinde meşhur taşfırın erkeğinin “5 yıldızlı bir otelde rezil ihanetlerde bulunanlardan” olduğu haberiyle karşılaştım!
Gazeteci arkadaşların bir süreliğine ne kadar eğleneceklerini düşündükçe gülmek geliyordu içimden!
O fazlasıyla sıcak akşamımızı serinletecek bir şeyler hazırlamak üzere mutfakta bir kavunu temizlerken A. ile tartışıyorduk bu konuyu.
Onu terk etmesi lazım” dedim taşfırın erkeğinin aldatılan karısından bahsederek. “İhanet, ne sebeple olursa olsun değersizleştirir, acıtır ve insanın kendine ve sevdiğine güvenini ve saygısını eksiltir, dolayısıyla affedilemez!”
Haklısın ama bütün erkekler aldatıyor Donatella” dedi A. yüzüme bakmadan, ne zamandır her şeyi fazlasıyla kabullenmişlerin inatçı sakinliğiyle. “Erkekler aldatır ve buna hakları olduğuna da sabit bir inançları vardır, bununla övünürler hatta! Hepsi aldatır... Ne yapabilirsin ki! Haydi Donatella, dünyanın sonu değil ya!” diye ekledi sonra inadına sıkkın bir sesle.
Aniden dönüp gözlerini yakalamaya çalıştım ama o hazırladığım malzemelere konsantre olmuşa benziyordu. İçimden taşan sözcük nehrini zorlukla geriye ittim, onu aldatmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan kocasının ne kadar iğrenç olduğunu ona hatırlatmaya değmezdi, biliyordum!
Bizi aldatanları affetmemeye başlayabiliriz A., ne dersin?” İşte, kendimi tutmayı becerememiştim, sonra biraz suçlulukla baktım ona.
Şimdi başı önünde, hiçbir şey söylemeden gülümsüyordu, benim tepkimle eğleniyor gibiydi neredeyse... Allahım bu pasifliği çileden çıkarıyordu beni!
Peki Marko seni aldatsa sen ne yapardın?” diye sordu birden gözlerimin içine bakarak. Biraz hainleşmişti sanki.
Onu terk ederim tabii” dedim hiç çekinmeden, içimde çocuksu bir tekme atma arzusuyla...
Sana itiraf etmesini ister miydin?”
Beni aldatmamasını tercih ederdim.”
Ama olsaydı, bilmek ister miydin?”
Beni aldatmamasını tercih ederim” diye tekrarladım hırsla.
Ama yapsaydı bilmek ister miydin?”
Hayır, bilmemeyi tercih ederdim” diye bağırdım, sussun artık diye yüzümü yüzüne yaklaştırarak.
Nedeen?” diye sordu benimkini örtmek için sesini daha da yükselterek.
Çünkü o zaman onu terk etmek zorunda kalırdım, anlamıyor musun aptal?” diye ciğerlerimdeki tüm nefesle haykırırken, nedenini bilmediğim bir keder kapladı içimi.
Haydi Donatella, kızma.” Artık sevecenlikle bakıyordu bana. “O aldatmayacak seni... Endişelenme... Haydi, bozmayalım keyfimizi... Şu tuhaf kavun çorbasını nasıl hazırladığını göster bana. Bu akşam bana ne biçim bir şey yedireceksin kim bilir!”
Donatella Piatti / Lezzetli Fısıltlar


No comments:

Post a Comment