Bu
sorunun cevabını
merak
eden Cem
Mumcu,
53 yazar ve 8 sanatçının
hepsine ayrı bir yılı anlattırdı. Bunları bir araya getirince
de ortaya “Türkiye’nin Çıplak Tarihi” adlı kitap çıktı.
GÖKÇE ACAR
Cem Mumcu bir gün
arkadaşıyla
sohbet ederken aklına bir fikir gelir. “Her
yılı
başka kişiler anlatsa nasıl olurdu? Tarih nesnel ve resmidir. Peki
ama olaylar bizden nasıl geçti? O
önemli tarihi olaylar olurken biz aşık
mıydık mesela? Amerika’nın verdiği kararlar bizde nasıl bir
dönüşüme yol açtı?” diye
düşünmeye
başlarve yeni bir tarih yaratmak üzere bu projeyi gerçekleştirmeye
karar verir.
Okuyan Us
Yayınları’ndan
çıkan “Türkiye’nin
Çıplak
Tarihi” işte
tüm bu soruların
cevabını veriyor. Mumcu’nun editörlüğünü yaptığı kitapta
1946’dan 2001’e kadar her yılı bir yazar anlatıyor; Sekiz
fotoğrafçı ve ressam da eserleriyle eşlik ediyor.
53 kişilik
yazar kadrosunda 1946’yı
yazan Oktay
Akbal’dan
2001’i anlatan Ece
Temelkuran’a
kadar Fazıl
Hüsnü Dağlarca, Leyla
Erbil, Doğan
Hızlan, Ferit Edgü, Pınar Kür, Selim İleri, Buket Uzuner, Mario
Levi, Can Kozanoğlu, Elif Şafak gibi
birçok isim var. Mehmet
Güleryüz, Ali Kabaş
ise
sanatçılardan
bazıları.
Mumcu, yazacağı
yıllarda 30’lu yaşlarında olan insanları seçmiş. Bunun
sebebini de “O
yaşlarda
ne gençliğin
verdiği deneyimsizlik olur, ne de çok yaşlı olmanın getirdiği
kemikleşmiş kafalar” şeklinde
açıklıyor.
“Bu bilimsel bir
çalışma
değil”
İki yıl, dört ay önce
“Kim
hangi tarihi en iyi yazabilir?” düşüncesinden
yola çıkan
Mumcu, düşünüp araştırarak belli bir yıldan en çok etkilenmiş
isimleri bulmaya çalışmış. Bunlardan bazısı
teklifi
hemen kabul etmiş
ama ismini vermediği
bazıları da reddetmiş.
Mumcu kimin hangi
yılı
yazacağına kendisi karar vermiş. “Keşke
o yılı
ben yazsaydım” diyenler
olmuş ama
kitabın
editörü olarak özel seçimler yaptığını söylüyor ve ekliyor:
“Bu
edebi bir çalışma,
bilimsel değil”. Kitapta
aslında
daha fazla sanatçıya yer vermeyi isteyen Mumcu bu durumu “birçoğu
o yıllarda yazdıkları eski bir yazıyı vermek istedi. Yeniden
yazmak istemeyince de olmadı” şeklinde açıklıyor.
Yayınlanmayan
tek bir eser var. O da 1945’i anlatan yazarınki. Mumcu ismini
söylemediği bu yazarın
kitabı hatalı bulduğunu anlatan
bir yazı
yazdığını
açıklıyor ve “Yazının
da yayımlanmasını çok istedim, daha demokratik olacaktı ama o
istemedi“
diyor.
No comments:
Post a Comment